Duyurular    

 

 


Kuzey Kıbrıs’ta özel iş yerlerindeki çalışanların konumu, çalışan istihdam etmede ve çalışanın işten durdurulmasında etkili olan faktörler, istihdam için başvurulan yollar, işyerlerinin mevcut çalışan ihtiyaç sayıları konusunda yapılan çalışmaların çok sınırlı olmasının yapılacak orta ve uzun vadeli planlamalarda büyük bir eksiklik yarattığı giderek daha çok kesim tarafından dile getirilmeye başlanmıştır. Bu eksiklik hem mevcut iş yaşamına ilişkin süreçlerin dinamiklerini tanıma çabalarında (makro değişimlerin işyeri küçülmesi ve büyümesi aracılığıyla istihdam koşullarında meydana getirdiği değişimler vb.), hem de ileriye yönelik yapılacak istihdama ilişkin projeksiyonlar için gerekli verilerde hissedilmektedir.  Ancak en önemli olumsuz etkisini ihtiyaçlar doğrultusunda eleman yetiştirme işlevi olan eğitim kurumları (ve özellikle mesleki/teknik eğitim) üzerinde göstermektedir. Herhangi bir çalışan ihtiyaç araştırması olmadan sürdürülmeye çalışılan bu eğitim, yönünü el yordamı ile bulmaya çalışmaktadır. Bu durum ise bazen belli alanlarda fazla bir işgücü, bazen de belli alanlarda büyük bir işgücü eksikliğinin yaşanmasına neden olmaktadır. Mesleki Teknik Eğitimin planlanmasına yönelik olarak, Şubat 2008 tarihinde çalışılmaya başlanılan bu çalışma 8 Mart tarihinde bitirilip raporlanmıştır olup. Sözü edilen bu eksikliğin giderilmesine katkı konması amaçlanmıştır.     

Araştırmanın amacı Kuzey Kıbrıs’ta faaliyette bulunan işyerlerinin nitelik ve nicelik olarak çalışan ihtiyaçlarını belirlemektir. Bu genel amaç doğrultusunda aşağıdaki spesifik konular araştırılmıştır:

  1. İşyeri çalışan sayıları (sürekli, yarı-zamanlı ve mevsimsel) ve bu sayılardaki değişimler
  2. Çalışanların çalışma yılı,  cinsiyet ve yaş dağılımı
  3. Yeni istihdam ve işten durma oranları
  4. İşten durdurmada önemli olan faktörler
  5. İşyerlerinde boş pozisyonların niteliği ve niceliği
  6. İşyerlerinde çalışanların niteliğine ilişkin olarak yaşanan sorunlar
  7. Yeni çalışan ihtiyacının karşılanması için başvurulan yollar ve bu yollara başvurma sıklıkları
  8. İşyerlerinin büyüme/gelişme hedefleri ve bu hedeflerin yaratacağı yeni ihtiyaçlar
  9. Önümüzdeki beş yıllık dönemde işyerlerinin ihtiyaç duyacağı çalışan sayıları ve nitelikleri
  10. İşyerlerinin hizmet içi eğitim ihtiyacı duyduğu alanlar
  11. İşyerlerinin farklı hizmet içi eğitim çalışmaları için sağlayabilecekleri olanaklar ve ödemeye hazır olma (“readiness to pay”) konumları

Bu genel ve alt amaçlar dikkate alınarak yapılan araştırmanın raporu beş alt bölümden oluşmaktadır.
Birinci alt bölümde Kuzey Kıbrıs’ta özel işyerlerindeki çalışanların niceliği ve niteliğiyle ilgili veriler, istihdamın yapısal özellikleri ve bu özelliklerde meydana gelen değişimler aktarılmıştır.

İkinci bölümde
işyerlerinin çalışanların niteliği ve çalışma koşulları konusunda yaşadıkları sorunlar konusundaki tespitler bulunmaktadır. Yine bu bölümde işyerlerinin istihdam için başvurdukları yolların neler olduğu ve bu yollara hangi sıklıkla başvurduklarını gösteren veriler sunulmaktadır.

Üçüncü bölümde
işyerlerinin önümüzdeki beş yıllık dönem için öngördükleri büyüme/gelişme hedefleri ve bu hedeflere bağlı olarak ihtiyaç duyulacakları çalışan nitelikleri ve bunların sayısı bulunmaktadır. Örneklem temelinde belirlenen bu nitelik ve sayıların Kuzey Kıbrıs genel işyerlerine yapılan projeksiyonu da yine bu bölümde sunulmaktadır.

Araştırma raporunun son bölümünde, işyerlerinin hangi alanlarda hizmet içi eğitim ihtiyacı duydukları ve çeşitli hizmet içi çalışmalara ne tür olanaklar sağlayabilecekleri konusundaki sorgulama sonuçları bulunmaktadır.

Bu araştırmanın hedef nüfusu Kuzey Kıbrıs’ta faaliyette bulunan kamu dışındaki işyerleri olarak belirlenmiştir. Kuzey Kıbrıs’ta faaliyette bulunan özel işyerleri toplamı 2007 itibarı ile 13,648 olduğu göz önüne alınarak. Hedef nüfusu temsil edecek biçimde 501 işyerinden oluşan bir örneklem grubu oluşturulmuştur. Örneklemin belirlenmesinde “çok aşamalı rasgele örneklem yöntemi” kullanılmıştır. Bu yöntem temelinde işyerlerinin sektörel dağılımı dikkate alınmış ve örneklem bu dağılım tekmelinde belirlenmiştir.

Araştırma sonuçları Kuzey Kıbrıs’ta faaliyette bulunan işyerlerinin yaklaşık 62%’sinin 1-5 kişi arasında çalışanı olduğunu göstermektedir.

21-50 çalışana sahip işyerleri 7% oranında bulunurken, 51’in üzerinde çalışana sahip olan işyerleri ise 4,6% olarak belirlenmiştir. İşyerlerinin yaklaşık beşte biri tek çalışana sahiptir. Yapılan görüşmelerde bu oranın yaklaşık beş yıldır değişmediği görülmüştür.

Araştırma sonuçları tarım sektöründe faliyet gösteren işletmelerin çalışan sayılarının giderek artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. 2005 yılında bu sektörde faaliyet gösteren işletmelerin 66,7%’si tek kişilik çalışana sahipken, bu oran 2007 yılında 33,3%’e gerilemiştir. Bugün için bu alanda faaliyet gösteren işletmelerin 16,/’si 51’in üzerinde çalışana sahiptir.
Tekstil sektöründeki işletmelerin yaklaşık üçte biri tek ve yine yaklaşık 50%’si 2-5 çalışana sahip olup, bu yapısını üç yıldır korumaktadır. 

İşletme başına en yüksek sayıda çalışan sayısına sahip sektörler inşaat ve turizmdir. İnşaat alanındaki işletmelerin yaklaşık 40%’ı ve turizm alanındaki işletmelerin de 20%’si 11 ve üzerinde çalışana sahiptir. Ancak 11 ve üzerinde çalışanı olan ve inşaat alanında faaliyet gösteren işletmelerin sayısı giderek gerilerken (2005’de 40% olan bu oran 2007’de 34%’e düşmüştür); turizm alanında faaliyet gösteren işletmelerde artış göstermiştir (2005’de 13% olan bu oran, 2007’de 20%’ye yükselmiştir).

Endüstri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerinin yaklaşık 40%’ı 2-5 çalışana sahiptir. Bu sektörde 11 kişinin üzerinde çalışana sahip işletmelerin oranı ise 2005 yılından bu yana istikrarlı bir artış göstermiştir. 2005 yılında 16,5% olan bu oran, 2006 yılında 19,7%’ye ve 2007’de 20,85’e yükselmiştir.

İşletme başına düşen çalışan sayısı 11.41 olarak tespit edilmiştir. İşletmelerde çalışanların 68%’ni erkekler oluşturmaktadır. Kadınların oranı ise 32%’dir. İşletme başına düşen çalışan ortalaması erkekler için 9.05 ve kadınlar için 6.39’dur.
Çalışanların yaklaşık 70%’i 25-39 yaş dilimindedir. 40 yaş üzerindeki çalışanları oranı 10% dolayındadır. Yine 16-24 yaş arasındaki çalışan oranı 17%’dir.

Çalışanların yaklaşık 95%’i tam zamanlı olarak çalışmaktadır. Yarı zamanlı çalışan kişilerin oranı ise 5%’dir. Ancak
Hemen bütün sektörler de mevsimsel /dönemsel artışlar olduğu belirlenmiştir. Özellikle turizm (37,2%) ve inşaat (28,35) bu durum çalışanların yaklaşık

üçte birini oluşturacak kadar yüksek bir orana ulaşmaktadır. Bu arada son iki yılda en çok yeni çalışan istihdam eden sektörler inşaat ve turizm olmuştur. Bu arada son iki yıl içinde en yüksek sayıda çalışan durduran sektörler sırasıyla inşaat, endüstri ve hizmetler olmuştur.

Araştırma sonuçları işyerlerinde çalışanlara ilişkin yaşanan en önemli sorunun “yabancı dil” becerisi olduğunu ortaya koymuştur. İşyerlerinin yaklaşık üçte biri bunun “çok büyük” bir sorun, 29%’luk bir kısmı ise “bir miktar” sorun oluşturduğunu belirtmiştir. Bu sorunu “bilgisayar ve bilişim becerileri” (10,7% çok büyük bir sorun olarak algılanıyor) ve “maliye ve bütçeleme becerileri” (9,7% çok büyük bir sorun) takip etmektedir.

İşyerlerinde yaşanan ve birçok durumda çalışanın işten durmasına durdurulmasına neden olan faktörlerin görece önemini belirlemek de araştırmanın diğer bir amacıydı. Sonuçlar, çeşitli faktörler arasında “işyerinde disiplinli çalışma” sorununun (iştan durdurmalarda 50% oranında çok önemli rol oynadığı belirtilmiştir) ön plana çıktığını göstermektedir. Bunu”çalışanın beceri/yetenek eksikliği” (26,1% oranında çok önemli”) ve “diğer çalışanlarla geçimsizlik” (20,8% çok önemli) takip etmektedir. Ancak özellikle “çalışanın beceri7yeteneklerindeki eksikliklerin” işten çıkarmaların yarısında “çok etkili” ya da kısmen etkili” rol oynaması dikkat çekmektedir.

İstihdam ve işten durdurmamalardaTurizm alanında faaliyet gösteren işyerleri son iki yılda işyeri başına 13,74 ortalama kişi sayısı ile en çok istihdam yapan sektör konumunda. Bu sektörü sırasıyla inşaat (6,95 ortalama) ve endüstri (5,83 ortalama) takip etmektedir. Ancak istihdam edilen çalışanların çalışma süreleri konusunda turizm ve inşaat sektörleri arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Turizm sektöründe istihdam edilenlerin ortalaması 13,74 iken, işten durdurulanların ortalaması sadece 2,87’dir. İnşaat sektöründe ise yüksek istihdam ortalaması (6,95) bulunması yanında, bundan daha yüksek bir işten durdurma ortalaması (7,93 kişi ortalaması) vardır. Bir başka deyişle son iki yılda inşaat sektöründe çok sayıda çalışan istihdam edilmekte ve bundan daha yüksek sayıda çalışan da işten durdurulmaktadır. Diğer sektörlerde istihdam ve işten durdurmalar arasında bir denge ve istihdam lehine kısmi bir artış gözlenmektedir.

Araştırmada işyerlerinin önümüzdeki beş yıllık dönem için büyüme/gelişme hedefleri de öğrenilmiştir. Araştırma sonuçları işyerlerinin yaklaşık yarısının (44,7%) büyümeyi/gelişmeyi hedeflediğini ortaya koymaktadır. Yaklaşık üçte bir oranında işyeri mevcut konumunu aynen muhafaza etmeyi, 8,6%’lık bir kesim ise küçülmeyi düşündüğünü belirtmiştir.
Büyümeyi/genişlemeyi düşünen işyerleri turizm (48,9%) ve hizmet sektörlerinde (48,8%) artış göstermektedir. Büyüme/gelişme konusunda kararsız olan veya küçülmeyi düşünenler ise inşaat sektöründe faaliyette bulunan işletmeler arasında artış göstermektedir.

Belirtilen büyüme/gelişme hedeflerine bağlı olarak işyerlerinin “organizasyon değişikliği”, “hizmet içi eğitim ve “yeni personel istihdamı” konusundaki düşünceleri de alınmıştır. İşyerlerinin yarıdan fazlası (53,2%) işyerinde yeni bir organizasyona gideceğini ve yeni teknik personel/usta istihdam edeceğini belirtmiştir. Yine yarıya yakını (46,7%) mevcut çalışanların hizmet içi eğitim ihtiyacı olacağını belirtmiştir. Bu yenilikler konusunda sektörler arasında çok önemli bir fark bulunmamaktadır.

Araştırmanın bir diğer bölümünde işyerlerinin çeşitli hizmet içi eğitim süreçleri ve sonrası hakkında sunabilecekleri olanaklar sorgulanmıştır. Bu konuda elde edilen veriler işyerlerinin yaklaşık üçte ikisinin belli bir hizmet içi eğitim almış ve başarılı olmuş çalışanlarının maaşlarında artış yapmaya hazır olduğunu ortaya koymaktadır. 32,2%’lik bir kesim buna “kesinlikle hazır” olduğunu, 35,6%’lık bir kısmı ise “koşullara göre” hazır olduğunu belirtmiştir. İşyerlerinin en yüksek oranda hazır olduğu diğer bir konu “hizmet içi eğitim yerine ulaşım konusunda çalışanlara araç sağlam”adır. Bu konuda 29,4% oranında bir işyeri grubu buna “kesinlikle hazır”, 31,9% oranında bir kesim ise “koşullara göre hazır” olduğunu belirtmiştir. İşyerlerinin yaklaşık dörtte biri (22,2%) hizmet içi eğitim saatlerinde çalışanlara ödenekli izin vermeye, beşte birlik (20,3%) bir kısmı ise hizmet içi eğitimler için bir miktar parasal katkı yapmaya “kesinlikle hazır” olduklarını belirtmişlerdir. Bu iki konuda kesinlikle katkı yapmaya hazır olduğunu söyleyenlere “koşullara göre” hazır olduğunu söyleyenleri de eklediğimiz zaman 60% gibi bir orana ulaşmaktayız.

Sonuç olarak eğer iyi bir araştırma doğru yönlendirme ve iş hayatıyla organik ilişkiler kurulup kariyer patikası oluşturulursa işsizlik ve mesleklere duyulan arz talep dengelenip mesleklerdeki emeğin değeri de korunmuş olacaktır. Meslek liselerinin planlı ve özerk bir yapıya kavuşturulması, iş hayatıyla işbirliğinin yapılıp ortak hareketi sağlanması ve buna teşvik edilmesi gereklidir. Bu ilişkiler sağlanıp planlı bir öğretim ve eğitim yapılırsa hem meslek elemanlarının hem de işverenlerin rekabet ortamı içerisinde istedikleri yeterlilik, kalite ve ücret dengesinin sağlanmasına yardımcı olacaktır.